Ana Sayfa / MANŞET / Teknolojinin tıp bilimine getirdiği 10 avantaj: Gelecekte tıp dünyası

Teknolojinin tıp bilimine getirdiği 10 avantaj: Gelecekte tıp dünyası

Holografik görüntülerden, yapay zekalara; 3 boyutlu yazıcılardan, akıllı cerrahi bıçaklara kadar teknolojinin tıp bilimine getirdikleri ve getirecekleri…

Tıpta ve sağlık hizmetlerinde her geçen gün büyük değişiklikler yaşanıyor, teknoloji çağı tıp bilimine sayısız katkı sağlıyor. Peki gelecekte tıp bilimi ne durumda olacak dersiniz? Bir medikal fütürist olan ve kitapları çok satanlar arasında yer alan Dr. Bertalan Mesko’nun gösterdiği birkaç teknolojik gelişme, tıp biliminin geleceği hakkında fikir edinmenizi sağlayabilir. İşte tıp biliminin geleceğini değiştirecek ilk 10 teknolojik gelişme:

 

1) Arttırılmış Gerçeklik

Google tarafından geliştirilen dijital kontakt lensler, kan şekeri seviyelerini gözyaşlarından ölçerek diyabet yönetiminin gidişatını değiştirmeyi amaçlıyor. Henüz prototipi mevcut olan ve birçok teste tabi tutulan lensler, piyasaya girerek kısa zamanda hastalara faydalı olmaya hazırlanıyor. Microsoft Hololens ise, gördüğümüz bilgilerin dijital olarak dünyaya yansıtılmasını sağlayarak hem tıp eğitiminde hem de klinikte sayısız fayda sağlamayı amaçlıyor. Almanya’daki bir klinik, ortopedik cerrahi bölümünde iPad aracılığıyla bir artırılmış gerçeklik uygulamasını kullanmaya başladı bile. Ameliyatlar sırasında cerrahlar organları açmadan karaciğerdeki kan damarları gibi anatomik yapıları görebiliyor, bu nedenle daha hassas cerrahi müdahaleler gerçekleştirebiliyorlar.

 

2) Google Beyni

Ian Pearson, You Tomorrow, adlı kitabında bir gün nörolojik bilgilerin dijital ortama aktarılabileceğini söylüyor. Bu zihnimizdekileri bir bilgisayara aktarabileceğimiz ve dijital formlarda yaşayabileceğimiz anlamına gelir. Google, beyinle kontrol edilen büyük bir yapay zeka yaratmak için Ray Kurzweil’i işe aldı. Ray Kurzweil, “teknolojik tekillik” olarak bilinen gelecekte yapay zekanın insan zekasının önüne geçeceğine ve insanlığı ciddi biçimde değiştireceğine inanan fütüristlerden biri. Kurzweil, beynimizin çok yakın zamanda bir bulut sistemine bağlanacağını ve dijital ortamda birçok sağlık sorununun üstesinden gelinerek insanların ölümsüz kılınacağını öngörüyor.

 

3) Geliştirilen Siborglar

Biyolojik ve yapay olanın birleştirildiği gerçek hayata yakın siborglar zaten sık sık duyuluyor ve birçok bilim kurgu filmine de konu oluyor. Ama şuna eminim ki bu siborglar sadece filmlerde olmaktan çıkacak ve çok yakın gelecekte aramızda dolaşmaya başlayacaklar. Hatta yeni nesil hippiler arasında zamanla bir “siborg modası” başlayacak ve sadece daha havalı görünmek için vücutlarına teknolojik implantlar yerleştirecekler. Gelecekteki tıbbi teknoloji sadece fiziksel dezavantajları olanlara fayda sağlamayacak, aynı zamanda tüm insanlığın kartal kadar keskin görme, yarasa kadar hassas duyma gibi süper güçler elde etmesini sağlayacak.

 

4) Tıbbi 3 boyutlu yazıcılar

Şu anda 3 boyutlu yazıcı teknolojisiyle silah, hatta biyoteknoloji endüstrisinde yaşayan hücreler bile üretilebiliyor; o halde neden 3 boyutlu bir ilaç üretilemesin ki? Böyle bir gelişme tüm ilaç dünyasını altüst edecek ama kontrolü de oldukça zor olacaktır, çünkü böyle bir teknoloji mümkün olduğunda patentli moleküllerle evde her türlü ilacı üretmek mümkün hale gelecektir. Hatta hastaların yataklarının yanıbaşında 3 boyutlu biyonik kulak gibi basit organlar üretilebilir. Tıpta halihazırda 3 boyutlu yazıcının kullanıldığı yapay organ gibi örnekler hatta gönüllü projeler bile var. “e-NABLİNG” projesiyle küresel çapta birçok gönüllü, 3 boyutlu yazıcıyla tasarımını yaptıkları protez elleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Tüm dünyadan başarı hikayeleri videolarla duyuruluyor ve şimdilerde çocuk ve yetişkinler arasında süper kahraman stiliyle ya da ülkelere özgü tasarımlarla protez eller ulaşıyor.

 

5) Davranış değişikliği için geliştirilen oyunlar

Hastaların sağlığının geliştirilmesi ve sağlık hizmetlerinde maliyetlerin düşürülmesi için hastaların önemli konularda tavsiyelere, yazılan reçetelere uyması büyük önem taşıyor. Hastalarda davranış değişikliğini ve tedavi sürecine uyumu hedef alan birkaç farklı çözüm sunan çalışma var. Mesela, Boehringer Ingelheim tarafından finanse edilen ve küresel diyabetle mücadele etmek için düzenlenen bir inovasyon yarışması var. Burada Sağlık Hizmetleri İnovasyon Dünya Kupası(Healthcare Innovation World Cup) 50 bin TL’lik ödül ile kablosuz olarak veri aktarabilen, ilaçların alınıp alınmadığını ölçen ve hastaya hatırlatan bir ilaç tüpüne veriliyor. İlaç alınması gerektiğinde mavi renge dönen bu ilaç kutusu, herhangi bir doz kaçırıldığında kırmızıya dönüyor ve içindeki küçük bir verici sayesinde bu bilgileri hem doktora hem de aile üyelerine gönderiyor. Tabi hastalar hiçbir zaman kendilerine emir verilmesinden, ne yapmaları gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmıyorlar, bu yüzden sigorta şirketleri kendilerine yüklü maliyetle dönen ilaçların daha az yazılması için farklı yollar arıyor. Yine dünyaca popüleritesi olan Pokemon Go oyunu da obeziteyle mücadele kapsamında insanları yürümeye, fiziksel aktiviteye teşvik ediyor.

 

6) Yeni hastalıklar

Teknolojik gelişmeler düşünüldüğünde, bilinmeyen hastalık ve koşullarla ilgili her zaman bir risk bulunuyor. Oyunlar gibi sağlık sektörüne dahil edilen sanal gerçeklik çözümleri yoğun bir şekilde çoğaldıkça, yeni türde hastalıklar da daha fazla ortaya çıkmaya başlayacak. Mesela sanal travma sonrası stres bozukluğu örnek verilebilir, genellikle oyun oynayanlara konulan bu teşhiste, sanal gözlük takarak savaş oyunlarına giren oyuncular gerçekten savaşıyor gibi stres altında kalıyor ve gerçek askerlerle benzer belirtileri deneyimliyorlar. Sanal gerçeklik aynı zamanda ciddi anlamda bağımlılığa yol açabiliyor. Yani yakında bu tür hastalıkları ICD kodunda görebilirsiniz.

 

7) Gerçek zamanlı teşhisler

Akıllı cerrahi bıçak (iKnife) Londra Kraliyet Koleji’nden Zoltan Takats tarafından geliştirildi. Bu cerrah bıçağı elektrik akımının dokuları ısıtıp kan kaybını asgari düzeye indirerek kesme yapması şeklinde işleyen eski bir teknoloji kullanılarak çalışıyor. IKnife ile, buharlaşan duman, biyolojik numunedeki kimyasalları algılamak için bir kütle spektrometresi ile analiz ediliyor. Bu da dokunun anında kötü huylu olup olmadığını belirleyebiliyor. Cerrahların operasyonların süresini önemli ölçüde azaltabilen bu cerrahi bıçağı sevecekleri kesin.

 

8) Holografik veri girişi

Her gün daha iyi veri girişi çözümleri ortaya çıkıyor olsa da, muhtemelen gelecekte bir bilgisayara ya da laptopa bilgi girmek için herhangi bir donanıma ihtiyaç duymayacağız, masaya ya da duvara yansıtabileceğiniz ekranlarla klinik ayarlamalarına her yerden ve kolay bir şekilde erişebileceğiz. Holografik ve sanal klavyeler akıllı telefonları ve tabletleri unutmamızı sağlayacak. Veriler yalnızca bulutta saklanırken sadece küçük projektörlere ihtiyaç duyulacak.

 

9) Sosyal medya aracılığıyla “kitle kaynak kullanımı”

Tıbbi iletişim istisna olmadan dünya çapında tüm hasta ve sağlık çalışanlarını etkiler. Bu da sosyal medyanın tıbbi bilgileri hem hasta hem de medikal çevrelerle iletmesini, paylaşmasını hem de bilgileri saklamasını mümkün kılan potansiyel bir “zihin makinesi”ne dönüşmesinin yolunu açar. Dijital /tıbbi iletişimin gücünü hafife almamak lazım.

 

10) Çok fonksiyonlu radyoloji

Radyoloji en hızlı gelişen tıp dallarından biri, dolayısıyla bu alandan gelecekte çok büyük büyüme beklentileriniz olabilir. Geliştirilecek çok fonksiyonlu makinelerle aynı anda birçok tıbbi sorunu görmeniz mümkün olabilecek. Doğal olarak, yine sinema sektörü bir adım ilerimizde zaten: Elysium filminde kullanılan makineyi dikkatli inceleyin derim, tek seferde hızlı bir genel taramayla kansersiz hücre yüzdenizi size söylüyor.

Medimagazin

Bunu Okudunuz mu?

Tıp Eğitimi Pratiksiz Olmaz!

Tıp Bilimi’nin diğer bilim dallarından en büyük farkı, teorik bilginin yanında pratik eğitimin oldukça önemli …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir