Bakanlık Hastanesi ve Üniversite Tıp Fakültesi Afiliasyonu; Nereden, nereye, nasıl?

Son zamanlarda işlerin çok iyi gitmediğinin söylenmeye başlandığı, Üniversite Tıp Fakülteleri ile Sağlık Bakanlığı Hastanelerinin birlikte kullanılması (evrensel anlamı olduğu için afiliasyon olarak adlandırılacaktır) protokoller ile (ilk protokol 5 Haziran 2009) Sarkarya Eğitim Araştırma Hastanesi ile Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi arasında) daha önce başlasa da, mevzuatı 18/2/2011 tarihli ve 27850 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesisleri Ve Üniversitelere Ait İlgili Birimlerin Birlikte Kullanımı ve İşbirliği Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ile afiliasyon uygulaması başlamış oldu.  Yönetmelikte yazılan amaç; “Bu Yönetmelik, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarına ait kurum ve kuruluşlara ait sağlık tesisleri ile üniversitelerin ilgili birimlerinin birlikte kullanımına ve iş birliği ile döner sermaye gelirlerinden personele yapılacak ek ödemeye ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanmıştır”.

Burada durum saptaması yapacak olursak; Üniversiteler fiziki mekana göre fazladan akademisyene sahipken, Bakanlık Eğitim hastanelerinin de bu akademisyenlere ihtiyaç duyması durumudur. Bunun dışındaki diğer bütün anlatılan ve konuşulan amaçlar ve yararlar bu iki durum varlığında geçerlidir, yokluğunda konuşulmalarına gerekte yoktur. Temelde amacı tekrarlayacak olursak; üniversitelerin sahip olduğu fazla akademisyenlerden, Sağlık bakanlığı Eğitim hastanelerinde yararlanmak olarak açıklayabiliriz.

Uygulamada ilk protokol tamda bu anlamda yapıldı. Sakarya örneği, ilde ihtiyaç olan Eğitim hastanesi akademik personel ihtiyacını üniversite sağladı. Sistemde tabiî ki ufak tefek sorunlar olsa da işlemeye başladı. Yapılması gereken tam da buydu, boş ihtiyaç duyulan Bakanlık eğitim hastanelerine kısmı veya komple afiliasyon yapılıp, sağlık hizmeti, eğitim ve araştırma anlamında güç birliği yapılmasıydı.

Ancak sonrasında, sistemi içinden çökerten ve gerçek afiliasyon sorunlarını maskeleyip bizlerin enerjilerimizi tüketen temelde iki yanlış yapıldı;

1- Köklü geçmişi ve kadrosu olan Bakanlık Eğitim hastaneleri ile Ankara, İstanbul ve İzmir’de afiliasyon yapıldı.

2- İlde Bakanlık eğitim hastanesi planlaması olmamasına karşın, Üniversite ve Tıp Fakültesi kurulduğu için bakanlık 2. basamak hastaneleri eğitim hastanelerine dönüştürülerek afilasyon uygulamasına geçildi.

Bu iki uygulama temelde; üniversitelerde sorunlu olan hastane hizmet ve eğitim sorunlarını da sisteme yükleyerek, sistemin işlemediği izlenimini ve işlememesini sağlayan dinamikleri fazlasıyla içinde barındırmaya başladı.

Birinci modelde, eğitim hastanesi kültürü olması nedeniyle ve başlangıçta ufak siyasi rahatsızlıklar olsa da sistem işlemeye başladı. Ancak zaten yeterince akademisyen kadrosu olan Bakanlık eğitim ve araştırma hastaneleri ile yapılan afiliasyonda dışarıdan gelenlerle birlikte, eğitim hastaneleri de üniversitelerin kadim sorunu olan fiziki mekan fazlası akademisyen olması durumuna hızlıca ulaştılar ve zaten mevzuat eksikleri, farklı olan özlük hakları, farklı iki kadroda bulunan akademisyenlerin istemeden birlikte yaşamaya zorlanması, sistemi içinden baltalamaya başladı. Kişilerin sorunları sistemin önüne geçmeye başladı. Bu kişilerin haksızda olmayan sorunlarını çözemediğiniz zaman neden olan afiliasyonu sorun olarak görülmeye başlanır…

Bu hastanelerde bütün bakanlık eğitim kadrosunun üniversiteye geçmesi teorikte de mümkün olmadığı için bakanlık eğitim kadrosunun istediği başka hastanelere geçiş yapma imkanı sağlansaydı (bu durum afiliasyon yapılacak bütün bakanlık kadrosu olan hastaneleri için gecerli) veya bu hastanelerde ideal akademik ihtiyaç tespiti yapılıp bunun fazlası üniversite akademik kadroları bakanlık diğer hastanelerinde görevlendirilebilseydi bu sistemler dahi bu kadar sorun üretmeden işleyebilirlerdir.  Eğer Üniversitelerin kadim sorunu olan fiziki mekan fazlası akademisyen durumu bakanlık hastanelerinde de devam edecek olursa buralarında zorlanmaması mümkün değildir.

İkinci durumda ihtiyaç yokken ve çoğunluğunda ilde ikinci basamak hastane bırakılmadan yapılan afiliasyonlarda sistem başka sorunlar üretmeye başladı. Bu hastanelerde temelde olmayan eğitim hastanesi kültürü, dışarıdan gelen akademisyenler ve hem de hastanede çalışan uzmanların bu kültürden uzak olması sorunlar üretmeye başladı. Bu hastanelerde bulunan ve belki de akademisyenliği istemediği için sağlık hizmeti sunumunu seçmiş, yıllarını bu hizmete adamış kişilerin üzerine daha genç akademisyenlerin getirilmesi, tamda bir ironi olarak algılandı. Öğretim üyesinin asli görevleri olan eğitim ve araştırma için ayırdığı zaman bu hastanelerde hiçte böyle bir beklentisi olmayan uzmanlar tarafından belki de onlar tarafından haklı bir şekilde konuşulmaya başlandı; ben çalışacağım onlar döner kazanacak…

Bir çok yerde bu sorunlar karşılıklı etkileşmeye başladı ve kadim sorun olarak gördüğümüz, üniversite hocaları zaten hizmet üretmekten kaçıyor ve bunları nasıl uzmanlar kadar çalıştırabiliriz düşüncelerine ve dahası karşılıklı tepkiden dolayı üniversitelerde de biz bu işten nasıl kurtuluruz düşüncelerinin seslendirilmesine neden oldu…

Bu afiliasyon yapılan ikinci basamak hastanelerde olan uzmanların yine ikinci basamak olarak çalışabilecekleri ilde başka bir hastane oluşturulup, üniversitede çalışmak istemeyen uzmanlar ayrılabilseydi, bu hastanelerde de sorun kökünden kaldırılmış olurdu.

Felsefi olarak; birbirini istemeyen iki insan topluluğunun zorunlu olarak birlikte olduğu yerlerde yapılan her iyilik kendi tarafına, ve yapılan her kötülük karşı tarafa yıkılmaya çalışılır. Ve insanlarımızı kişiliksiz yapmanın en temel yollarından birisi haline geliverir. Benim her iki tarafta da çalışmış bir kişi olarak, naçizane gözlemim; hem bakanlık eğitim kadroları hemde üniversite akademik kadroları afiliasyon kurumlarında özveriyle çalışmaktadırlar. Kişileri ve kurumları yıpratmanın bir anlamı ve faydası bulunmamaktadır.

Halbuki afiliasyon; ister kısmı ister bütün kurumu kapsasın, hastanenin ihtiyaç duyduğu kadar ve sadece üniversiteden sağlanan akademisyen sayısıyla (bütün kurumu kapsadığında fazlada olabilir (Marmara Örneği)) ve buralarda gönüllü olarak çalışmak isteyen uzmanlar varlığıyla çok da iyi işleyebilir.

Prof. Dr. Mustafa Demirci
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi

medimagazin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.