Ana Sayfa / KÖŞE YAZILARI / Kadavra Gören Masum Tıp Öğrencisi

Kadavra Gören Masum Tıp Öğrencisi

Tıp Fakültesinde İlk Kez Kadavra Görmek:
Tıp okuyan bir öğrenci olarak yaşamaya çalıştığım hayatımın en değişik günlerinden birini yaşadım; ilk defa bölümümün ve doktor olmanın hissettirdiği duygularla tanıştım. Başlıktan da anlayabileceğiniz gibi kadavra gördüm, bolca da kokladım. Bir tıp öğrencisinin fakülteye girdiği andan itibaren en heyecanla beklediği anlardan biridir kadavra görmek, fakat benim okuduğum fakültenin kendine ait bir kadavrası olmadığı için hiç bir zaman kadavrayla tanışma fırsatı yakalayamamıştım. Ülkede tıp fakültelerinin neredeyse hepsi kadavra sıkıntısı çekiyor. Çünkü kimse bedenini bağışlamak istemiyor ya da kadavralar hastaneler tarafından üniversitelere çok pahalı fiyatlara satılıyor; üniversiteler arasında da ölü bedenleri kapmak için kıyasıya bir yarış var.
İlk kez kadavranın öğrencilere tanıtılması sadece biz öğrenciler için değil, aynı zamanda öğretmenler içinde büyük bir olaydı. İlk kez bizim sınıfa gösterilecekti kadavra ve bir ilke şahit olmak için geri zekalı dekandan tutunda çok sevdiğim anatomi bölüm başkanımıza kadar neredeyse tüm hocalar oradaydı.
Kadavra daha kapıdan içeri girmeden hoca bağırmaya ve bir hışımla bize direktifler sıralamaya başladı. Bölüm başkanı ‘Kadavra bu odada ki en değerli şey, ona saygılı olacaksınız, yanında saygıyla konuşacaksınız. Fotoğrafını çekmek videoya, almak kesinlikle yasak; yakalarsam ya da internette paylaşıldığını görürsem bizzat disiplin işlemlerini ben başlatırım.” diye bağırmaya başlamasıyla kadavra asansör ile laboratuvarın kapısına varmıştı.

Kadavranın Görünümü ve Kokusu:

Kadavranın laboratuvara girişi bile benim için büyük olay oldu. Mutlaka bir polisiye dizide görmüşsünüzdür yeşil bir kefen gibi bir şeyin içine koyarlar ölüleri tam önünde de fermuarı vardır açıp, kapatmak için. Ben çürümesin diye bir sıvı içinde getireceklerini sanıyordum kadavrayı ama kefenini açtıklarında bir sedyenin üzerinde öylece uzanan ölüyü görünce büyük bir şok yaşadım.
Kadavranın hep kötü koktuğundan bahsederlerdi ama hiç bu kadarını hayal etmemiştim. Aslında içinize çektiğiniz koku kadavranın kendi kokusu bile değil, çürümesin ve bedene zarar gelmesin diye içine koydukları formaldehitin kokusu. Her zaman kendimi midesi sağlam ve ölümden korkmayan biri olarak görmüşümdür. Yakın bir tanıdığımın ölümü bile beni hiç bir zaman etkilememiştir. Nenemin cenazesine gitmemiş, dedemin cenazesinde ise çocukluğumun en güzel zamanını geçirmiştim. Kadavrayla karşılaşınca ölümü hissetmek ve ölüyü görmek arasında ki büyük farkı anladım.
Kadavranın yanına sırayla çağrıldığımızda öğrendiğimize göre 32 yaşında bir erkekti.  Adli tıptan getirilmiş, bir trafik kazası sonucunda ölmüştü. Yanına gittiğimde dikkatimi ilk çeken şey, yüzünü bir bezle kapatmış olmalarına rağmen, keçe gibi olmuş siyah saçlarının gözükmesiydi. Önümde tamamen çıplak, alkollü solüsyon içinde durmaktan kösele gibi kalın ve mosmor derisi olan varlığın, benim dikkatimi çeken en önemli ayrıntısı saçları, ikinci olarak da bacaklarında ki ve parmak üstlerinde bulunan kıllardı. Açıklayacak bir ‘nedenim’ yok ama saçları ve kılları bana bu önümde sere serpe yatan bedenin bir zamanlar canlı yürüyen, konuşan, nefes alan bir varlık olduğunu hatırlattı.
Sonucunda biraz midem bulandı, tansiyonum düştü; hocanın bir insanın içinde elleriyle dolaşmasını izledim ve asla ölülerle çalışamayacağımı anladım.

Bunu Okudunuz mu?

Tıp öğrencisi Covid-19 nedeniyle vefat etti!

Konya Selçuk Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi Merve Mercan koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. İlk gelen …